BİZİM EN BÜYÜK KARAKTERİMİZ

Bizim en büyük karakterimiz "dost" olmaktır.Kendimize dost, Yaradan 'a dost, yaradılana dost, hakka-hakikate dost.Dostluk sevgi ile, muhabbetle başlar, yine bunlarla serpilir büyür. Bu sevginin kaynağında ise en büyük sevgi, Alemlerin Rabbi 'ne sevgi vardır.

Biz çağlar boyu bu sevgiyi ispat etmiş, bu sevgiyi yaşamış ve yaymıştık.Ya şimdi ?

Sevgi ispat ister. İspat edilmeyen sevgi laftan öteye geçmez. Sevginin ispatı hayata yansıması, kuşatması iledir. Bunun için Rabbimiz şöyle buyurmuştur : "De ki: Eğer Allah 'ı seviyorsanız, bana uyunuz. Böylece Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın..." (Âl-i İmran,31) İşte her şeyin sahibi sevginin ispatını istiyor. O'nun dostluğunu, affını kazanmak istiyorsak, Efendimiz s.a.v.'in rehberlik ettiği bir hayatı yaşamaya çalışacağız. Ve o zaman "biz" olacağız. O zaman dost olacak, dost kalacağız. Ve o zaman, insanoğlunun ulaşabileceği en büyük nimete, Cenab-ı Mevlâmız'ın sevgisine, affına mazhar olacağız.
Sevginin ispatı demiştik. Kardeşlerimize sevgimizin de ispatı gerekir. Dostum dediğimiz, arkadaşım diye sarıldığımız insanlara olan sevgimizin...
Sahi, içimizden biri hastalandığında ne yapıyoruz? Düğününde neredeyiz?Cenazesinde? O sıkıntılar içinde kıvranırken biz neredeyiz? Desteğimiz nerede, kimlere? Evine en son ne zaman gitmiştik?
Kendimiz olabilmek, kendimiz kalabilmek bu soruların cevaplarında saklı.
Biz "denge" kavramını hayatına nakşetmiş insanlarız. (Ya da öyleydik de şimdi değilmiyiz?) Ne cimrilik, ne savurganlık... Ne korkaklık, ne cüretkârlık... Ne ataklık, ne atalet... Ne hırs, ne boşvermişlik... Ne kibir, ne eziklik... Biz "vasat"; orta yolda giden, itidal içinde yaşayan bir milletiz.
Peki hayattan, insanlardan beklentilerimizde de itidali miyiz?
Bize hayat ilkemizi rehberimiz Peygamberimiz öğretti : "Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir..." (Buharî, Müslim) Sahi hâlâ böylemiyiz?
Dostlarımız, çevremizdeki insanlar, yüzümüze baktıklarında tebessümümüzle rahatlıyor mu hâlâ ? Yoksa yüzlerimizde dünya ehlinin alemi fesada götüren tatminsizliğinden bir gölge mi bulaşmış?
Rasul-i Ekrem s.a.v. "Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi bir iyiliği bile sakın küçük görme!"(Müslim) buyruğundaki tebessümün değerini biliyoruz değilmi? Güzel söz hâlâ sadaka değerinde, değil mi?
Biz, Sevgililer Sevgilisi s.a.v. 'in öğrettiği kardeşlik hukukuna riayet ettiğimiz ölçüde kendimiz olacağız, kendimiz kalacağız.
O hukuku hayatımızdan çıkardığımız gün ise, yaşadığımız zillete kendimiz de şaşıracağız.
VE AYNAYA BAKTIĞIMIZDA KENDİMİZİ TANIYAMAYACAĞIZ...
Kemal Süleymanoğlu Temmuz 2002 Semerkand Dergisi

 

 

  

                             HERKESE HAYIRLI CUMALAR

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !